Dizginlenemeyen dil

Kendimi bildim bileli dilimi tutmakta hayli zorlanırım. Buna sebep olan şey bazen öfkem oluyor, bazen de aceleciliğim. Bunun için Tanrı’dan yardım istediğimden beri, yanlış birşey söyleyecekken ya da aslında susmam gereken bir ortamda veya durumda Tanrı’nın Ruhunun uyardığını inkâr edemem! Ve bu Rab’le olan yolculuğumda yaşadığım en muazzam durumlardan birtanesidir. Rab öyle merhametli ve anlayışlı ki, her zayıflığımızın üstesinden gelebilmemiz için bizlere eğitici Ruh’unu veriyor. Usulca, sıcacık, sevgi dolu ve bir okadar kuvvetli bir otoriteyle bizleri uyarıyor. Ben buna izin verdiğim sürece sesi güçlü bir şekilde duyabiliyorum. Duymazlıktan gelip dikkate almazsam ve bildiğimi okursam o ses uzaklaştıkca uzaklaşıyor. Bu yine benim ördüğüm duvarlar yüzünden oluyor.

 Yakup Rab’den aldığı esinlerle bu konuda bizlere öncülük ediyor.

 Yaklaşık bir saat önce dua ederken dilimi de Rab’bin önüne getirdim. Daha fazla uyarıları dinleyebilmeyi, daha çok güçlenebilmeyi, O’nun gibi sevebilmeyi, olaylara ve insanlara O’nun gözünden bakabilmeyi diledim. Dilimi tutmam gereken yerlerde dilimi tutabilmeyi diledim.  Çünkü dünyadan soyutlanmamız mümkün değil. Bu yeryüzünde yaşıyoruz ve hertürlü insanla karşılaşabiliyoruz. Hertürlü tartışma ortamlarında bulunabiliyoruz. Ancak bu noktada benim ne yaptığım ve nasıl davrandığım önemli oluyor. Etrafımdaki insanların düşüncelerine ve tartışmalarına katılıp katılmamak yine benim elimde. Davut’un dediği gibi (Mez.141:4) bazen tatlı gelse de, bu büyük olasılıkla beni günaha sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır.

 Duamdan sonra kitabımı açıp Mezmurlar 141 okuduğumda, Rab’bin de beni bu konu üzerinde tutup daha fazla öğretmek istediğini düşündüm. Ayetlerden biri şöyle diyor; “Ya RAB, ağzıma bekçi koy, Dudaklarımın kapısını koru!”.  Evet, dudaklarımızın kapısını Rab’den başkası koruyamaz.
Peki dilimizi dizginlemek neden bu kadar önemli? Mezmuru okuduktan sonra Yakup 3. bölüme yönelince, Rab’bin beni bu konu üzerinde tuttuğuna iki kat emin oldum. “Dilimizle Rab’bi, Baba’yı överiz. Yine dilimizle Tanrı’ya benzer yaratılmış insana söveriz. Övgü ve sövgü aynı ağızdan çıkar. Kardeşlerim, bu böyle olmamalı.” ~ Yakup 3:9 Rab burada açıkca insan ayrımı yapmadığını gösteriyor. Haklı olup olmadığımla da ilgilenmiyor. Haklıysan konuşmakta özgürsün, demiyor. Tanrı’ya benzer yaratılmış insana diyor. Demek ki durum ne olursa olsun dilimi dizginlemem gerekiyor. En önemli noktalardan birtanesi ise, yetkinlik ve hikmetin başlangıç noktalarından biri yine dilimizi dizginlemekten geçiyor. “Çünkü hepimiz çok hata yaparız. Sözleriyle hata yapmayan kimse, bütün bedenini de dizginleyebilen yetkin bir kişidir.” ~Yakup 3:2 Düşünsene, bütün bedeni dizginleyen, küçücük bir organ.

 Yaşantımla Rab’bi övebilmem ve O’nun kelamını gönül rahatlığıyla paylaşabilmem için bu noktaya çok dikkat etmeliyim.

 Bu yüzden, Rab diğer insanların sapmaması için tökez olabilecek davranışlar sergileyenlerin öğretmen olma konusunda bizleri uyarıyor. (Yakup 3:1)

 “Bir pınar aynı gözden tatlı ve acı su akıtır mı? Kardeşlerim, incir ağacı zeytin ya da asma incir verebilir mi? Bunun gibi, tuzlu su kaynağı tatlı su veremez.” ~ Yakup 3:11

Non classé

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: