Yetki

İman ettim, “Büyük acı çekiyorum” dediğim zaman bile. MEZMURLAR 116:10

Geçen hafta cuma günü toplantımızda, yetkinlik ile ilgili birkaç paylaşım oldu. Kendi adıma çok etkilendiğim ve bereket aldığım bir konuydu. Sonrasında aynı konu bu haftanın başında tecrübe olarak karşıma çıkınca yazmak istedim.

 Rab, dünyada çeşitli denenmelerden geçeceğimizi ve sıkıntılarımızın kaçınılmaz olduğunu önceden bildirdi. Bununla beraber, herzamanki gibi çıkış yolunu da gösterip, CESUR olmamız gerektiğini söyledi. O’nun gibi dünyayı yenebileceğimizi anlattı…

Rab, şeytanın türlü tuzaklarını bildiğinden bizi defalarca uyardı. Gücümüzün ve cesaretimizin kaynağının nereden geldiğini biliyoruz! Asla yenilmeyecek olan ve başlangıçtan sonsuza dek galip olanın aracılığı ile sıkıntılara karşı durabiliyoruz.

 Peki gerçektende bu yetkinin farkında olsam bile, kullanıyor muyum? Yoksa kulağıma fısıldanan yalanlara inanmak daha mı çok hoşuma gidiyor. Kendi köşemde acı çekip, acılarımın bir çığ gibi büyümesini izleyerek iyileşebilir miyim? Üstesinden gelemeyeceğimi düşündüğüm her sıkıntıya boyun eğip, gerçek kimliğimi yoksaymaya daha ne kadar devam edebilirim?

 Galiba asıl sormam gereken soru bu; ben kimim?

 İnandığım Rab’bin gücünün farkında mıyım? 

 Teknem su almaya başladığında, ne yapıyorum?

 Öğrenciler fırtına başladığında paniğe kapılıp, -belki de o fırtınada İsa’nın nasıl

 

uyuyabildiğini düşünüp-  “öleceğiz!” diyerek Rab’bi uyandırdılar. Fakat Rab bir sözüyle şiddetli fırtınayı dindirince korku ve şaşkınlık içerisinde İsa’nın kimliğini sorgulamaya başladılar. Böylesine bir güç karşısında eminim şaşırmamak mümkün değildi…

İçinden geçtiğimiz fırtınaların şiddeti ne olursa olsun, Tanrı’nın bir sözüyle ortalık sütlimana dönüşebilir. Bu fırtına bazen sadece yüreğimizin derinliklerinde kopar. Hiçkimsenin göremediği, sadece senin hissedebildiğin yerlerde. Kimseye anlatamadığın, anlatsan da anlaşılamayacağını düşündüğün dalgalarının altında kaybolmayı göze alırsın. Ama fırtınaya “Dur” deyip sakinleştiren bir gücün yönetimi altında olmayı kabul edip, tüm kalbinle iman edersen yetkinleşmeye başlarsın. Yetkinleşmeye devam ettikce, Rab’bin bize vermiş olduğu bu muazzam yetkiyi kendi dalgalarında kullanırsın! Sular altında kalmaktansa, boğulacağına inandığın en derin sıkıntılarına sen de O’nun eşsiz adıyla “Dur!” diyebilirsin.

 Rab için fırtınaların şiddeti, içeriği, ortamı, büyüklüğü ya da küçüklüğü önemli değildir. O bizi anlar! İnsani gözlerimizle gördüklerimizin çok daha ötesini görür.

 İmanla, sadece İsa’nın eteğine dokunan kanamalı kadın gibi…

 İnsanlarca ölü olduğuna inanılan -ve öyle de olan- küçük kız ile ilgili Rab’bin “sadece uyuyor…” deyip diriltmesi gibi…

 Ölü bedenine can olur. Fırtınanı dindirir. Dalgalarını sakinleştirir. İnanamayacağın kadar güzel bir resim çıkar sonunda ortaya.

 “Fırtına dindi ve ortalık sütliman oldu…”

 İnan. Yetkinleşmeye devam et. Yetkini kullan. Cesaretini topla. Dik dur. Sev.

Tekrar et : )

 Bunları size, bende esenliğiniz olsun diye söyledim. Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun, ben dünyayı yendim!” YUHANNA 16:33

Non classé

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: