Tanrı’yı hoşnut etmek bana acı mı verir?

Son günlerde yaşanan olaylardan etkilenmemek neredeyse imkânsız. Çok genç yaşta ölen masum insanlar, evlat acısı yaşayanlar, anne-babasını kaybedenler. Ve tüm bu olanlara rağmen hayatın devam ediyor olması bazılarımız için çok zor.

 Bu süreçte ben de nasıl bir davranış sergilediğimi sorgulamaya başlıyorum.

 Oldukca insani duygular hissederken, kimilerine göre normal olan tepkilerim Tanrı’nın gözünde nasıl görünüyor? Öldüren insanlara lanet okumak şu günlerde çok yaygın olup gayet normalken, neden tam tersi davranıp kendimi üzeyim? Tam tersi davranmak beni gerçekten üzer mi?  buna benzer soruları düşünme fırsatım oldu.

Bunların içinde en belirgin olanı ve altını çizerek sorduğum en büyük soru ise; Tanrı’yı hoşnut etmek bana acı mı veriyor? sorusuydu. Bu yazıda buradan yola çıkarak, kendi çapımda Rab’bin öğrettiğine inandığım bazı noktalara dikkat çekmek istedim.

 Her şeyden önce de yüreğini koru, Çünkü yaşam ondan kaynaklanır. S.Özdeyişleri 4:23

Bu hayatımızın her alanında hatırlamamız gereken çok kilit bir ayet bence. Burada, yaşamımızın kaynaklandığı ana merkezin yüreğimiz olduğunu görüyoruz. Bu yüzden, iyi ve doğru bir yaşam sürebilmemiz için yüreğimizi korumamız gerekir.

Fakat tüm bu kötü olaylar meydana gelirken yüreğimizin bir nebze de olsa katılaşmadığını söylemek yalan olmaz mı? Acı çeken ve acı çektiren insanları gördüğümüz halde, hiçbirşey olmamış gibi davranmamız mümkün mü?

 Şüphesiz tüm bu kötülükler olurken Rab bizden daha çok üzülüyor. Sevgi olan Tanrı’nın, bizden daha az önemsemesi ya da bizden daha az sevmesi gibi birşey söz konusu bile olamaz. Buna rağmen bizler kontrolü öylesine ellerimize almak ister birşeyler yapmak ya da söylemek isteriz ki, tüm o ‘insani’ diye adlandırdığımız duyguların esiri olur, sonuç olarak yüreğimizi gerektiği gibi koruyamaz ve katılaşmasına sebep oluruz. Çünkü bizler kimi zaman mağdur olanın yanında olmanın, ezilenin hakkını savunmanın ve sadece onları sevmenin adil olduğunu düşünebiliriz. Ancak unuttuğumuz nokta genellikle acıya sebep olanların da insan olduğudur… Ve yeryüzünde yaşayan tüm insanların, ölene değin kurtuluş umudu taşıdığının da…

 Can havliyle sövmek, kötülük yapanlara lanet okumak ve hor görmek bizleri bir anlık rahatlatabilir. Ama bunu yaptığımız her an, en zor denenmelerde bile korumaya çalıştığımız yüreğimizin katılaşmasına sebep olur. Tanrı’nın sevmekte ayırmadığı o kötü insanları da sevmekle yükümlüyüz. Buradaki ince çizgi, o kişilerin eylemlerini değil, Tanrı’nın yarattığı ve hâlâ, biraz yukarıda bahsettiğim kurtuluş umuduna sahip olan yaradılışlarını sevmektir. 

 Bizler hamdolsun ki bu kurtuluşa eriştiğimiz için kendimizi özgür ve iyi hissediyor olabiliriz. Ancak bu egomuzun okşanması gereken bir durum değil, tam tersine, kötülükle beslenen tüm insanlar için de acı çekebiliyor olmamız gerektiği anlamını taşır. Unutmayalım ki Rab İsa yeryüzüne iyi olanlar için değil, hasta olanlar için gelmişti. Bizler elbette ki ezilenlerin yanında olacağız. Onlar için üzüleceğiz ve dua edeceğiz. Fakat zor da olsa, istemesek de, zayıflığımızı kabul edip yüreğimizi alçaltarak Tanrı’nın önüne getirip kötülük yapanların kurtuluşu için de dua edersek, 5 dakikalığına kendimizi değil, sonsuza kadar Rab’bi hoşnut etmiş oluruz. Rab’bi hoşnut etmiş olmanın tarifsiz sevinci içimizi kapladığında ise, bundan büyük özgürlük ve mutluluk olmadığını deneyimleriz…

 Bizler de birzamanlar kurtuluşa erişememiş, kötülük yapan insanlardık. Rab’bin lütfu bizi kurtardı. Rab’bin lütfu herkesi kurtarır!

 Aranızda bilge ve anlayışlı olan kim? Olumlu yaşayışıyla, bilgelikten doğan alçakgönüllülükle iyi eylemlerini göstersin. Ama yüreğinizde kin, kıskançlık, bencillik varsa övünmeyin, gerçeği yadsımayın. Böylesi “bilgelik” gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir. Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır. Ama gökten inen bilgelik her şeyden önce paktır, sonra barışçıldır, yumuşaktır, uysaldır. Merhamet ve iyi meyvelerle doludur. Kayırıcılığı, ikiyüzlülüğü yoktur. Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler. Yakup 3:13-18

 Rab’bin gücü zayıflıklarımızı kabul ettiğimizde devreye giriyor. Tek başımıza değil, ama O’nun eşsiz gücüyle herşeyi yapabiliriz! : )

Non classé

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: