Kalıcı Mutluluk

Mutluluğum birşeye ya da birilerine bağlı olduğunu keşfettiğim gün, gerçekte asla mutlu olamayacağımı anlamıştım. “Şu olursa daha mutlu olacağım” ya da “bu kişi bana böyle davransa kendimi çok daha iyi hissedeceğim” gibi beklentilerin, sadece beni gerçek varlığımdan uzaklaştırıp asla yüzde yüz tatmin olamayacağım kısa mutluluklar yaşattığını anladım.

 İnsanlar var oldukları günden beri, sanırım en çok mutluluğun formülünü bulmaya çalışmışlardır. Yine çeşitli felsefi görüşler, inançlar ve daha birsürü yolla mutlu olmaya çalışıyoruz.

Kimimiz parayla tam mutluluğu yakalayabileceğini düşünürken, kimimiz de hayatında yeni bir aşkın mutluluk getirebileceğini zannedebiliyor. Kimileri hayatın kendilerini fazlasıyla yorduğundan şikayetci olup, çareyi birden bire benmerkezci olmakta bulabiliyor. Kendine vereceği değerin sınırlarını zorlayıp eğer sadece kendi tatmin olma duygularına yoğunlaşırsa, artık hiçkimsenin ona zarar veremeyeceğini düşünüp bu şekilde mutlu olmaya çalışıyor.

Siz ne düşünürsünüz bilemiyorum ama, izole bir hayatın mutluluk getirdiğini henüz duymadım. Aksine, benmerkezci olup sadece kendini tatmin etmeye çalışan bütün insanların geleceği noktanın maalesef dönüp dolaşıp depresyon olduğunu gördüm.

 Birisine ya da birşeye bağladığımız mutlulukların kısa süreli olmasının en büyük sebebinin, gerçekte kim olduğumuzu göremiyor olmanın beraberinde getirdiği yanlış tanılar olduğunu anladım. Aslında kolum acıyorken dizimi iyileştirmeye çalışırsam, dizim daha öncekinden daha sağlam olabilir ama, muhtemelen kolum eskisinden daha çok acıyacaktır ve hatta belki işlevini tamamen yitirecektir. Bunun gibi mutluluk da yanlış yerlerde arandığında, keşfettiğimiz ufak tefek boşluklarımızı doldurabiliriz belki, fakat kaynağını bulamadığımız için sonsuz bir sevinç mümkün olamayacaktır.

 Bunun için ilk olarak, gerçekte kim olduğumu sorguladım.

 Zayıflıklarımı kabul edip, tüm insanlığın üzerinde bir kuvvetin var olduğuna inandım. Benim üzerimde bir gücün varlığını kabul etmenin tarifsiz hafifliğini hissettim. Sonsuza kadar; zayıflıklarıma güç bulmayı, çaresizliklerimde çare bulmayı ve mutsuzluklarımda mutluluğu sadece O’nda bulup tamamlanmayı öğrendim.

Anladım ki, gerçek mutluluk birisine ya da birşeye bağlı değilmiş.

 “Yaşam yolunu bana bildirirsin. Bol sevinç vardır senin huzurunda, Sağ elinden mutluluk eksilmez.” Mez.16:11

 Kendimi Tanrı’nın gözünden görmeye başladığımda mutsuzluklarımın yerini derin bir huzur aldı. Kendimi O’nun kelamında tanımaya başladığımda, başkalarının beni sevmesi için yıllardır verdiğim mücadelenin ve boş ispat çabalarımın ne kadar boş olduğunu anladım. Hiçbir yerde ve hiç kimsede, sevginin bu şekini görmedim. Tanrı tarafından ne kadar çok sevildiğimi kavramaya başlayınca, yeryüzünde yaşadığım sıkıntıların ya da boşluk olarak tabir ettiğim mutsuzluklarımın hiçbir etkisi olmadığını yaşamaya başladım. Dışarıdan ne kadar çılgınca gözükürse gözüksün, hiçbir zaman, çaresizliklerime ve zayıflıklarıma rağmen bu kadar huzurlu ve mutlu olduğumu hatırlamıyorum.

 Doğru aynaya baktığında, doğru tespitler yaparsın. Ve Tanrı’nın, sürekli başkalarının değil de, sadece kendi yaralarını iyileştirmesine izin verirsen, mutluluğun, Baba Tanrı ile senin aranda özel ve kalıcı olur.

Şartlar değişmeyebilir ya da değişmesi zaman alabilir, ama bu süreç içerisinde yaşayacağın mutluluk hiçbir zaman eksilmez.

 Rab’den gelen mutluluk her durumun, her acının, herkesin ve hatta senin bile üzerindedir : )

Non classé

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: