Adalet

Açın bana adalet kapılarını, Girip RAB’be şükredeyim. ~ Mezmurlar 118:19

İtiraf etmeliyim ki bazı şeyleri inkar değil itiraf etmeliyim…

Dün akşam kızımı uyuturken bir ilahi mırıldanıyordum.
“Şükret içtenlikle, şükret kutsal Rab’be, şükret çünkü oğlunu verdi O bize…”

Sözler ağzımdan çıkarken yaşlar da gözlerimden süzülüyordu. Çünkü bu defa Rabbi yüceltirken yüreğim sıkışıyor, aklım başka sorular soruyordu. Şükretmek zor geliyordu…
Bazı şeyleri sorguladığım için inceden duyduğum suçluluk duygusu oldukça rahatsız ediyordu ama, sormaktan da çekinmek istemiyordum.

Bazen cevaplarını bildiğimiz sorular da canımızı yakıyor ya da cevabını asla bilemeyecek olmak.
Rab bana kendini göstediği, tanıttığı için kendimi çok şanslı buluyorum. Fakat görevim burda bitmiyor, burada başlıyor. Henüz duymamışlara duymaları için göstermedi mi Rab kendini bana? Bunun için dokunmadı mı yüreğime? Kurtuluşu alıp oturmak olur mu?

Aslında tüm bu düşünce seli takip etmekten kaçındığım birini takip etmeden takip etmemden kaynaklanıyor 😊
Ayşenur Parlak, belki bilenler vardır. Yıllardır, ama gerçekten çok uzun yıllardır kanserin çeşitleriyle savaşıyor. Biri bitiyor, diğeri başlıyor. Gücünü kaybetmemeye çalışıyor, moralini yüksek tutmaya çalışıyor. En son yanılmıyorsam kabine yakın biryerde tümör oluştuğundan dolayı oldukça zor bir ameliyata girecekti. Fakat ameliyat öncesi yapılan MR ve tomografi sonucunda varolan tümörlerin %40 büyüdüğünü görmüşler. Halihazırda bir de yeni bir bölgede yenisinin oluştuğunu. Kandaki kanser hücreleri çoğalmış, çünkü beden bağışıklık kaybettiği ve çok zayıfladığı için artık savaşmıyormuş. Bu durumda ameliyat yapılamayacağı için bi süre ara verilen kemoterapiye tekrar başlanacak.

Ve Ela…

Ela, Ayşenur’un minik kızı. Sanırım 5 yaşında. Kanserden ötürü artık rahmi olmadığı için Ayşenur’un ilk ve tek kızı olmaya devam edecek.

Ela benim yüreğimi dağlıyor.

Belki diyeceksiniz ki bunun gibi ne hikayeler var. İnsanlar neler yaşıyor nerelerden geçiyor…

Doğru.

Ama işte gözümüzün önünde cereyan edeni biliyoruz sadece ve bilmek yetiyor insanın canının acımasına.

İşte bu aileyle ilgili tüm bu bildiklerim adaleti sorgulamama, niyesini nedenini, aslını astarını sorgulamaya itiyor… Sanki bilmiyormuşum gibi. Oysa biliyorum. Ama bildiklerim beni teselli etmiyor. Ela’nın bir gün, Rab esirgesin, annesiz kalma ihtimali ağır basıyor. Bakın bunları yazarken suçluluk duygum en yoğun hissettiğim şey. Ama biliyorum ki benim Babam anlayışlı, merhameti bol, sevgisi sonsuz bir Tanrı. Ne kadar küçük ve aciz olduğumun bilincinde. Aslında ne kadar az bilgiye ve ne kadar küçük bir algıya sahip olduğumuzun da…

Bu sevgi kalbimi yatıştırıyor…

Keşke diyorum…

Ne vardı bu kadar Adil ve Sevgi olan Tanrı’nın yarattığı güzelim dünyamız adaletsizlikle dönmeseydi…
Ama dönüyor arkadaşlar.
Mesele de bu.
Bu su hiç durmaz diyor ya Ortaçgil, bu su hiç durmayacak. Barajlar olacak evet. Ama bu su hiç durmayacak.

Ne mutlu adalete uyanlara, Sürekli doğru olanı yapanlara! ~ Mezmurlar 106:3

Kötülüğün, ölümün ve adaletsizliklerin varlığını kabullenirken insanoğlunun içgüdüsel olarak birini suçlama ya da birinin üzerine atma eğilimi hep oluyor sanırım. Ama bu isteği yatıştıran yine Rabbin sevgisi. Yine O’nun bilgeliğ.

Acıyacak kalbim son nefesime kadar olumsuzlukların varlığına ama, müjde için de kamçılayacak galiba…
Bu kamçı dilerim hiç gitmez sırtımdan.
Acıtsa da öldürmeyecek elbet.
Öldürmeyen güçlendirecek elbet.

O iyidir ve O’nda hata yoktur.

“Yine de RAB size lütfetmeyi özlemle bekliyor, Size merhamet göstermek için harekete geçiyor. Çünkü RAB adil Tanrı’dır. Ne mutlu O’nu özlemle bekleyenlere!” ~ YEŞAYA 30:18

Non classé

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: